Cem Behar’ın yeni armağanı: [Turc 292]

YAYIM TARİHİ

ETİKETLER

Vatan Kitap’ın Haziran 2008 sayısında yayımlandı.

Kitabın adı, “Saklı Mecmua / Ali Ufkî’nin Bibliothéque Nationale de France’taki [Turc 292] Yazması“.

Ali Ufkî Bey, (1610?-1675) bilindiği üzere aslen 1630’larda Kamaniçe Kalesi’nin zaptı için Polonyalılar ve Avusturya ile Osmanlı’nın karşı karşıya geldiği bir savaşta esir düşmüş, İstanbul’a getirilmiş, Müslüman olmuş bir Leh soylu, Wojciech Bobowsky’dir. Bir müzik adamıdır. Daha doğrusu, asırlar sonra biz kendisini bu yanıyla tanıyoruz. Ali Ufkî Bey ömrünü İstanbul’da geçirmiş. Gelişini izleyen 19 yıl boyunca Topkapı Sarayı’nda içoğlanların müzik eğitmeni olmuş. Sonra saraydan ayrılmış ve Divan-ı Hümayun tercümanlığı görevinde bulunmuş.

Birçok Avrupa dilini bilen Ali Ufkî Bey, Behar’dan öğrendiğimize göre dil, din ve müzik alanında birçok eser vermiş: Sözlükler, Türkçe konuşma kılavuzları, dilbilgisi metinleri, anılar ve gözlemler, Tevrat ve İncil ve başka dinsel metinlerin Türkçeye çevirisi, İslam kaide ve ibadetleriyle ilgili Latince açıklamalar, müzik ve repertuar derlemeleri gibi…
Yine Behar’dan öğrendiğimize göre Ali Ufkî Bey, yazdıklarının ve çevirdiklerinin hiçbirinin basılıp yayınlandığını hayattayken görememiş ve bilindiği kadarıyla el yazması eserlerinin orijinallerinin hiçbiri Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde değil.

Ali Ufkî Bey’in doğrudan doğruya müzikle ilgili üç eseri var; üçü de el yazması ve tek nüsha. Mecmua-yı Saz u Söz, Mezmurlar ve şu tanıtmaya çalıştığım kitapta toplanan isimsiz, sırasız dosyalar tomarı; Bibliothéque National de France’ın Manuscrits Orientaux (Şark Yazmaları) bölümünde üzerine yapıştırılan etikette yazılı olan adıyla, [Turc 292]. Bu elbette bir isim değil, katalog numarası…

Cem Behar, “Ali Ufkî’nin [292] el yazması Osmanlı/Türk musıki geleneğinin henüz yeni oluşup kimliğini bulduğu bu erken dönemlerden bize ulaşabilen en önemli müzikal belgelerden biridir, kronolojik olarak belki de ilkidir. Müzik öğretimi ve icrasıyla doğrudan ilgili çok az sayıda tarihi belge ve malzemenin bize ulaşabildiği bir dönemden söz ediyoruz. Dönemin müzik anlayışına ve somut müzik icralarına dair Ali Ufkî’nin diğer iki yazmasında bulunmayan bilgi ve belgeler içeriyor [Turc 292] yazması” diyor.

“Mecmua”nın Fransız milli kütüphanesine 1715 yılında, Fransız şarkiyatçı Antoine Galland’ın terekesiyle (ölümüyle ardında bıraktıkları) birlikte gittiği biliniyor. 1730’dan sonra ilk kez kütüphanenin Şark Yazmaları bölümü sorumlusu, şark dilleri uzmanı Pierre Armain tarafından tasnif edilmiş. Armain, “mecmua”nın cilt kapağının arkasına şu notu düşmüş: “İtalyanca, Latince, Türkçe, Farsça ve Arapça kargacık burgacık yazılmış düzensiz birçok yazmanın düzensiz bir şekilde bir araya gelmesinden oluşmuş hiçbir işe yaramaz bir derleme.” Birkaç yıl sonra Armain, bu kez kütüphanenin el yazmaları kataloğuna kaydederken Latince başka bir not düşüyor: “Daha önce Galland’a ait olan ve kağıttan yapılmış çeşitli şeyler içeren derleme kitap. Türkçe, Farsça, İtalyanca tamamen düzensiz bir şekilde derlenmiş. İçinde bazıları müzik notalarıyla birlikte çeşitli şarkılar ve yer yer tıpla ilgili bazı metinler de var.

Behar, gerek bu ilk değerlendirmelerde gerekse daha sonrakilerde, “Mecmua”nın müzik açısından zenginliğinin farkına varılmadığını ya da anlaşılamadığını belirtiyor.

Hemen bu arada “Mecmua” Antoine Galland’da ne arıyormuş, ona bakalım. Antoine Galland bir Fransız müsteşrik (ağırlıkla dil ve edebiyat alanında Şark üzerine çalışan Batılı). Fransız şarkiyatçılığının kurucularından. 1670-1675’te İstanbul’da yaşamış. Ali Ufkî’nin yakınında bulunmuş ve Tükçeyi de ondan öğrenmiş. Öldüğünde birçok kitabı ve yazılı malzemeleri Galland’ın elinde bulunuyormuş…

Binbir Gece Masalları’nı Arapçadan bir Avrupa diline ilk çeviren kişi olarak tanınan Galland’ın sonraki yıllarda İstanbul’a Fransa Kraliyet kütüphanesi için el yazmaları toplama göreviyle geldiğini göz önüne alırsak “Mecmua”nın neden Fransız ulusal kitaplığında bulunduğunu da anlayabiliriz…

Ben “Mecmua”nın “teşhis ve değerlendirme” faslını burada kesiyorum. Kitaptan bütün gelmişini geçmişini okuyabilirsiniz.

Behar’ın “Saklı Mecmua” adını uygun bulduğu bu kitap [Turc 292]’nin tıpkı basımı değil. İçinde birçok sayfanın görüntüsünü bulacaksınız da, tıpkıbasımı zaten pek bir şey ifade etmeyecekti. Çok şey ifade eden, Behar’ın “Mecmua” üzerine yaptığı çalışma. Çalışma dediğim, bir el yazması incelemesi değil, o işin temel kısmı. Önemli olan içeriğinin değerlendirilmesi…

Bu tür işler insanın ömrünü alır da ne meşhur eder ne de zengin. Evet, belli çevrede yani akademik çevrede diyelim, meşhur eder. O çevre -çoğu zaman- ortaya çıkardığınız eserin değerini takdir eder, hayatta ve tarihte yerinizi alırsınız. Benim gibi bilim adamı olmayan meraklılar içinse böyle eserler çok değerli birer armağandır. Ve gazeteci gözüyle de öyle görünüyor… Ömürlerini bu işlere harcayanlara medyunuşükranız.

* * *

Prof. Dr. Cem Behar’ın müzikle ilgili kitapları

* Klasik Türk Müziği Üzerine Denemeler Bağlam Y. 1987

* On Sekizinci Yüzyılda Türk Müziği Pan Y. 1987

* Ali Ufkî ve Mezmurlar Pan Y 1990

* Zaman, Mekân, Müzik – Klasik Türk Musikisinde Eğitim (…) Afa Y. 1993

*Aşk Olmayınca Meşk Olmaz – Geleneksel Osmanlı/Türk Müziğinde Öğretim ve intikal YKY 1998, 2003, 2006

* Musikiden Müziğe – Osmanlı/Türk Müziği: Gelenek ve Modernlik YKY 2005

← Önceki yazı
Sonraki yazı →