“Akıllı insan” denen yaratığın meydana geliş sürecine dair bir teori. Taptaze ve çok ilginç bir kitaptan(*) alıntıladım:
“(…) Son bir husus olarak, Homo sapiens dediğimiz “akıllı insan”ın bizimki kadar büyük bir beyinle dünya sahnesine çıkması son 200 bin yılda yaşanmış bir olgudur. Evrim bu türü leş yiyen ve yiyecek toplayan, maymuna benzer bir Australopithecine’den tam gelişkin bir modern insana dönüştürdü; büyük beyin çok çeşitli gıda kaynaklarından yararlanmasını ve elverişsiz ortamları mesken tutmasını kolaylaştırdı. Ancak beyin büyüklüğündeki artışın nedeni metabolizma bakımından ağırdı; yetişkin vücut ağırlığının sadece yüzde 3’ünü oluşturan beyin, vücut enerjisinin yaklaşık yüzde 20’sine gerek duymaktaydı. Kalori-yoğun et, kabuklu ve balık bu enerjiyi sağlama açısından beslenmede daha önemli yer kazandı ve daha büyük beyinler bunları elde etmek için gerekli stratejileri, silahları ve aletleri geliştirdi.
Haim Ofek, bu simbiyotik süreçte vücudun büyüyen beyni telafi etmeyi başardığına ve sindirim sistemini benzer büyüklükteki bir primatta beklenen düzeyin yaklaşık yüzde 60’ına indirerek bir tür denge sağladığına dikkat çeker. Bu “kısma” aynı zamanda mide-bağırsak (MB) yolu üzerindeki stresi düşünme yoluyla epeyce gideren büyük bir beynin sonucuydu –gıdaları toz topraktan arındırmayı, soymayı, ayıklamayı, çatlatmayı ve pişirerek kimyasal bakımdan değiştirmeyi sağlayan şey, beynin düşünme yetisiydi. Sonuçta beyin büyüklüğündeki artış, sindirim kanalının büyüklüğünde neredeyse tam denk bir düşüşle dengelendi. Bu aşamada insanlar etçil MB yoluna sahip hepçil bir tür haline geldi- büyük miktarda et yeme yeteneği insanlar ile diğer primatlar arasında temel bir farklılıktır.”
(*) “Gezgin Şölen – Gıda Küreselleşmesinin On Bin Yılı” Kenneth F. Kiple /Çev. Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları 3175, 1. Baskı, Eylül 2010
Ben bir an için bu işi yapanın (yani evrim’in) beyin olduğunu düşünmek istiyorum. Beden, beynin kozası. Beden beynin evi. Onu hem barındırıyor, hem de onun isteklerini yerine getiriyor. Buna karşılık ona beyin bakıyor. Ve tabii patron beyin. Evinin patronu. Çünkü muhakeme yeteneği olan tek organ (canlı) o. Kendisinde bir büyüme potansiyeli görüyor. Bu potansiyeli harekete geçirme ihtiyacı hissediyor ve bir dengeyi başka bir dengeyle değiştirmeye yöneliyor, bunu başarıyor.
Hikâye burada bitti mi peki?
Şimdi gezegende 6 milyardan fazla beyin yaşıyor. 6 milyar beynin her biri bunun farkında mı? Farkında olanlar bu konuda ne düşünüyor?
6 milyar beynin her biri diğerleriyle eşit koşullara sahip olmadığını biliyor mu? Bilenler, bu durumun denge olduğunu mu düşünüyor?
Son olarak; başka bir denge durumuna geçilip geçilmeyeceğini, geçilecekse o dengenin ne olduğunu bilmekte olan bir beyin var mı?