Şu insanoğlunun sürdüregeldiği doğru bir şey varsa o da atletizm.
En benzersiz duyguyu bahşediyor: Başaranın başardığı anda yaşadığı ve yaşattığı sevinç.
Nâzım’ın şiirindeki gibi; o anda ne medya sektörü ne yatırımlar ne dolarlar ne dopingler filan;
O an yalnız başaranın yüzünde güneş gibi doğan sevinç ifadesiyle mutlu olmak, sevince boğulmak…
Bir takımı, bir bayrağı vs. değil; bir insanı, bir kararlılığı, fedakârlığı, azmi, direnmeyi ve başarmayı tutmak…
Koş kızım koş, fırlat aslanım fırlat diye bağırırkenki kadar temiz, billur bir heyecan, zafer anında hissedilen kadar saf, kristal bir sevinç olamaz.
Yaşa atletizm!
Bana beş gün boyunca yaşattığın sevinçler için teşekkürler.
(Avrupa Şampiyonası Barcelona, 28 Temmuz – 1 Ağustos 2010)