Caligula rahmet istemiş olmalı

YAYIM TARİHİ

ETİKETLER

Açıkladığı kimi nedenlerle tiyatroya gitmekten kaçınan buna karşılık tiyatro eseri okumaktan hoşlanan hatta Albert Camus’nün Caligula’sı gibi kimi eserler baş ucu kitabı olan Cemal Bâli Akal, Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu adlı kitabındaki (*) “İmparatorluğuna İsyan Eden İmparator” bölümünde Camus’nün “Caligula” adlı oyunu üzerinden, yönetenlerle yönetilenlerin dünyayı algılayışları, imparatorluk – tiranlık gibi kurcaladıkça kokusu çıkan işlere değinir.

“Kutsal olan hiçbir şey yoktur” diyen Camus’nün Caligula’sı, “insanı ve dünyasını bütünüyle reddederek gücünü hiçbir sınır tanımadan kullanabilecek; hayatın anlamını, insanın yaşama nedenini yok edecek yetkinlikte”; “yöneten tarafta olduğu halde, dünyanın genel saçmalığında kaderin oyununu değil de zorunluluğun belirlemelerini görecek kadar akıllı ya da bir deli”; “her durumda da kurulu düzen ve hukukun sıfır noktası açısından çok tehlikeli olan” bir aykırı/tek hükümdardır.

Cemal Bâli Akal’ın Camus’nün Caligula’sını teşrihinde karşılaştığımız manzaradan bir kesit şöyledir:
“Hiçbir gerçek tiran onun kadar açık sözlü ve pervasız da olamaz. Hiçbir diktatör ‘ne adına yönetiyorsun?’ sorusuna insanların gözünün içine bakarak ‘size ne, tüm bunları yalnızca öyle istediğim için yapıyorum diyemez. En keyfî davranışlar bile ‘Tanrı adına ya da kabile, ülke, kulüp, cemaat, parti, devlet adına’ allanıp pullanırlar. Kaldı ki, ‘milletin menfaati’, ‘halkın çıkarı’, ‘kamu yararı’ gibi göndermelere en fazla ihtiyaç duyanlar, keyfi yönetimlerini bu yalanlarla bir meşruiyet perdesi ardında gizleyen, tarihin küçük büyük zorbaları olacaktır. (…) Gerçek bir tiran, siyasi tutkuları ya da fikirleri uyarınca insanları kurban eder, ancak bunları mutlaka aşkın göndermelerle meşrulaştırır, yasal bir istikrar perdesi ardına gizler. Caligula’nın ne bu tür tutkuları ne de fikirleri vardır; herhangi bir meşruiyet bağına da ihtiyaç duymaz.”

Bu yapış yapış ağustos sıcağında Camus’nün Caligula’sı! Nereden nereye…

Caligula, yoksa Camus mü… Rahmet istemiş olmalı.

(*) S: 42-46