(İstanbul, Fındıklı, 3 Şubat 2015)
Kafası karışık öfkeli lodosun ortalığı birbirine kattığı geçen pazar günü, toza toprağa, uçuşan kazalara aldırmadan kalkıp Bebek’e gittim. Birkaç gün önce CNN Türk’te, yalan olmasın, ya Şirin Payzın’ın ya Mirgün Cabas’ın programıydı, bir beyle bir hanım Bebek Semt Girişimi’nin dertlendiği bir meseleyi anlatıyorlardı. İspark, Küçükbebek koyunda bir “tekne-park” yapacakmış!.. Olurdu olmazdı konuşmalarının sonuna doğru hanımefendi, tüm Bebek esnafının “tekne parka hayır” afişleri astığını söyleyince duraladım. Bebek esnafı böyle bir şey yapar mı?..
O merakla gittim Bebek’e. Gördüm ki gitmeseymişim de olurmuş, aklıma takılan gayet yerinde bir soruymuş. Bebek’i de Küçükbebek’i de dolaştım, bir tek eczanede gördüm; belki bir de gözümden kaçan olmuştur. Beş altı plaket de apartman kapılarında. O kapılar ki kaldırımlardan en az beş altı metre içeride. 25×25 cm kadar bir ebatta, sarı zemin üzerine siyah yazılı gayet kibar “tekne parka hayır” plaketleri… Bebek Semt Girişimi direnişinin nezih hatıraları olarak kalacaklardır herhâlde…
Tekne park projesi eminim gerçekleştirilecektir, ama öyle ama böyle çünkü o işte nasıl bir para olduğunun hesabı çoktan yapılmıştır. Aklı parasal mucizelerden başkasına müsait olmayanlar kendi çapındaki bu mucizeden de vazgeçmeyeceklerdir; belki istemezleri yatıştırmak için bazı şirinlikler yapmaları gerekecektir; sonrası “Allah kerim…”
250 teknelik park…
Geçtiğimiz hafta Hürriyet’te AA kaynaklı bir haber vardı. Banka hesaplarında 1 milyon TL ve üzeri mevduatı bulunan gerçek/tüzel yurt içi yerleşik mudilerin sayısı 2014’te 2013’e göre 10 bin 364 artarak 77 bin 210’a yükselmiş. Mevduat tutarı da % 11 artışla 298 milyar TL’ye çıkmış. Heyecan verici bir gelişme. Paralarını çarçur etmeyip bankaya yatırmış olmaları bakımından yani. Bankalar da bol bol “hesap işletim ücreti” tahsil ederek bu duyarlılığı karşılıksız bırakmamışlardır. Her neyse, bu yetmiş yedi binin yüzde biri birer teknecik alsa 770 teknecik eder. Küçükbebek’in 250’lik parkı yetmez, en az iki park daha lazım diyeceğim ama ya mevcutlar ne olacak? Ya Türkiye’de mal-mülk ve iş sahibi olmayı benimsemeye başlayan petrol zengini güneyli dostlarımızın edinecekleri tekneler ne olacak?
Bir gün diyecekler ki “üç tarafı tekne parklarla çevrili Türkiye!”
Bebek demek Boğaz demektir; Boğaz’ın Boğaz demek olan başka semtleri de vardır.
Boğaz’a gelince… Altlı üstlü ters akıntıları, zikzaklı rotalarıyla seyrüsefer için ne kadar da halecanlı ve zor bir su yolu olduğunu, her gün onlarcası gelip geçen yüksek tonajlı gemilerin süvarilerine –tekne parkı düşünmeden önce- bir sormak gerekir.
Kıyısında aheste bir yürüyüş tutturmuşken veya bir lokantasında rakınızı yudumlarken terennüm ve temaşa ettiğiniz Boğaz ise bir su yolu değil, zamandan özerkleşmiş bir gerçeklik, tarife hiç kalkışmayacağınız bir duygudur. Karanlık deniz ile güneşin denizi arasında masmavi serin bir geçiş olmanın müşkülatını, binlerce yılın sırrını, dedikodusunu su yüzüne vurmadan sessiz, güzel ve âsude, uzanıp gider. Kimin gelip geçici, kimin kalıcı olduğunu hissettirir, kendinizi hafifçe de olsa, sitemden alıkoyamazsınız…
Yeter ki bir kıyısından diğerini görebilelim.
Bebek’e 250 tekne kapasiteli bir tekne park yapmayı düşünebiliyorlar. Çünkü İstanbul her santimetrekaresine para ekilen bir tarla oldu.
Ya hasat vakti? O paranın işe yarayacağı bir başka İstanbul olacak mı? Bir başka Boğaz?