Maksat matbaa konusunu enine boyuna, derinliğine ele almak değil; modern matbaanın ilk örneği ne zaman, nerede kuruldu, Avrupa’da nasıl yayıldı, Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasına ne zaman, nasıl geldi; bunlara hızlıca bakmak.
İki kaynaktan alıntılar yaptım. Alıntılardaki siyahlamalar ve köşeli parantezler bana ait…
Batı’da matbaa
“Ulusların Düşüşü“nden (*)
S: 200
“1445‘te Alman şehri Mainz‘de Johannes Gutenberg iktisadi tarihi derinden etkileyecek bir yeniliği açıkladı; hareketli hurufata dayalı bir matbaa makinesi. O zamana kadar kitaplar ya kâtipler tarafından elle kopya edilmek -ki bu son derece yavaş ve zahmetli bir işti- ya da bunların her bir sayfası belirli özelliklere sahip tahta kalıplarla basılmak zorundaydı. Kitaplar son derece nadir ve pahalıydılar. Fakat Gutenberg’in icadından sonra bu durum değişmeye başladı. Kitaplar basıldı ve daha ulaşılır hâle geldi. Bu yenilik olmasaydı okuryazarlığın ve eğitimin kitlesel boyutta yaygınlaşması imkânsızdı (…)
Fransa’nın Strasbourg şehrinde daha 1460‘ta bir baskı makinesi kurulmuştu bile. 1460 sonlarına gelindiğinde önce Roma ve Venedik‘teki, ardından Floransa, Milan ve Torino‘daki baskı makineleriyle bu teknoloji İtalya’ya yayılmıştı. 1476‘ya gelindiğinde William Caxton Londra’da bir baskı makinesi kurdu, iki yıl sonra Oxford‘ta da bir tane vardı. Matbaa aynı dönemde Benelüks ülkeleri üzerinden İspanya’ya hatta 1473‘te Budapeşte‘de ve bir yıl sonra Krakow’da açılan matbaalarla Doğu Avrupa’ya yayıldı. (…)”
“Uygarlık“tan (**)
S: 84 – 85
“Avrupa 1500’den önce bir ıstırap vadisiydi ama cehalet yuvası değildi. Klasik bilgelik Rönesans döneminde çoğu kez İslam dünyasıyla temas sayesinde yeniden keşfedildi. Önemli yenilikler de ortaya çıktı (…). Ama Rönesans’tan daha belirleyici bir adım Reform hareketinin ortaya çıkması ve Batı Hıristiyanlığının 1517’den sonra parçalanmasıydı. Bu büyük ölçüde matbaanın devrimci rolü sayesindeydi; sanayi devrimi öncesindeki dönemin en önemli teknolojik yeniliği kesinlikle matbaaydı. (…) Çin ilk baskı makinesi icat etmekle övünebilirdi. [1000’li yıllar] Ama Gutenberg‘in hareketli metal hurufat sistemi Çin’de geliştirilen sistemlerin hepsinden daha esnek ve daha ölçeklenebilir yapıdaydı. (…) Gutenberg’in umduğunun aksine, tekel altına alınamayacak kadar güçlü bir teknolojiydi. Mainz’deki ilk atılımı izleyen birkaç yıl içinde en başta William Caxton olmak üzere taklitçilerce her tarafta matbaalar açıldı – Köln (1464), Basel (1466), Roma (1467), Venedik (1469), Nürnberg, Utrecht, Paris (1470), Floransa, Milano, Napoli (1471), Augsburg (1472), Budapeşte, Lyon, Valencia (1473), Krakow, Brugge (1474), Lubeck, Breslau (1475) Westminster, Rostock (1476), Cenevre, Palermo, Messina (1478), Londra (1480), Anvers, Leipzig (1481), Odense (1482) ve Stockholm (1483).
Daha 1500’de sırf Almanya’da 200’den fazla matbaa vardı. Almanca basılan eserlerin toplam sayısı 1518’de 150 iken 1519’da 260’a, 1520’de 570’e, ve 1524’te 990’a çıktı. [Dipnot 17: Steinberg, Five Hundred Years, s. 22-5]
Osmanlı’da matbaa
“Ulusların Düşüşü“nden
S. 200 – 201
“Fakat herkes matbaayı cazip bir yenilik olarak görmüyordu. Osmanlı sultanı II. Bayezid, daha 1845‘te çıkardığı bir fermanla Müslümanların Arapça baskı yapmasını kesin bir biçimde yasakladı. Bu kural 1515‘te Sultan I. Selim tarafından daha da pekiştirildi. 1727‘ye kadar Osmanlı topraklarında matbaa makinesine müsaade edilmedi. Daha sonra sultan III. Ahmet, İbrahim Müteferrika‘ya bir matbaa makinesi kurması için izin veren bir kararname çıkardı. Bu gecikmiş adıma bile kısıtlamalar getirilmişti. Kararname ‘Bu hayırlı günde bu Batılı usul tıpkı bir gelinin duvağını kaldırır gibi gün yüzüne çıkarılacak ve bir daha asla saklanmayacaktır’ dese de Müteferrika’nın matbaası sıkı bir biçimde izlenecekti. (…).
Beklenebileceği gibi, sonuçta Müteferrika çok az kitap basabildi; matbaaanın faaliyete geçtiği 1729’dan Müteferrika’nın çalışmayı bıraktığı 1743’e kadar yalnızca 17 adet. Ailesi geleneği sürdürmeye çalışsa da 1797’de pes edinceye kadar yalnızca yedi kitap daha basabildiler. Osmanlı İmparatorluğu’nun Türkiye’deki merkezinin dışında matbaacılık daha da geri kaldı. Örneğin Mısır’da ilk matbaa makinesi ancak 1798′de Napoleon Bonaparte‘ın ülkeyi ele geçirmeye yönelik başarısız girişiminin bir parçası olan Fransızlar tarafından kurulabildi. (…)
Matbaa makinesine gösterilen bu muhalefet okuryazarlık, eğitim ve ekonomik başarı için aşikâr sonuçlar doğurdu. 1800‘de İngiltere’de yetişkin erkeklerin yüzde 60‘ı ve kadınların yüzde 40‘ı okuryazarken Osmanlı İmparatorluğu’ndaki yurttaşların [tebaa] muhtemelen yalnızca yüzde 2 ya da 3’ü okuryazardı. (…)”
“Uygarlık”ta Ferguson Luther’in matbaayı nasıl değerlendirdiğini dolayısıyla “Reform”da matbaanın nasıl bir yeri olduğunu ayrıntılı şekilde anlatıyor…
(*) “Ulusların Düşüşü / Güç, Zenginliğin ve Yoksulluğun Kökenleri” Daron Acemoğlu – James A. Robinson Ç. Faruk Rasim Velioğlu, DK. 1. B. Aralık 2013
(**) “Uygarlık / Batı ve Ötekiler” Niall Ferguson Ç. Nurettin Elhüseyni. YKY 3537 Tarih – 84 1. B. Şubat 2012
Ayrıca bkz.
* Wikipedi (matbaacılık) http://tr.m.wikipedia.org/wiki/Matbaacılık#Ba.C5.9Flang.C4.B1.C3.A7:_Do.C4.9Fu_Asya
* “18. Yüzyılda İstanbul’da Kitabiyat / Franz Babinger” üzerine http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/23/664/8462.pdf
* “Dünden Bugüne Matbaanın Serüveni” Berrin Küçükcan
http://eprints.rclis.org/8770/1/BerrinKucukcan.pdf